Ben Kimim

Ben Kimim

PDFYazdıre-Posta

Bir öğrencimin 2008 yılında okul gazetesi için yaptığı röportaj...

  • Merhaba. Öncelikle beni kırmayıp, röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Klasik bir soru olarak hangi okuldan mezun olduğunuzla başlayalım.

Rica ederim. Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi Fizik Bölümü mezunuyum.

  • Öğrencilik hayatınız nasıl geçti? Büyük şehirde, özellikle de İstanbul gibi büyük şehirde öğrenci olmanın olumlu ve olumsuz özellikleri nelerdir?

Öğrencilik hayatım güzel başladı…
Büyük şehirde öğrenci olanların bir kısmı zaten orada yaşayanlar, ancak büyük bir kısmı da başka illerden gelen öğrenciler. Ben doğma büyüme İstanbulluyum, dolayısıyla ailem de zaten İstanbul’da, okul da evime yaklaşık 20 dk. mesafede olduğu için üniversiteye başlamak benim hayatımda çok büyük bir değişiklik yapmadı. Ama İstanbul dışından gelen arkadaşlarımın pek çoğu maddi imkânları da çok iyi olmadığından büyük zorluklar çektiler. Yurtta kalmak, arkadaşlarla ev tutmak gerçekten çok büyük sorunlar.
Benim de kendime göre sorunlarım vardı tabii. İlk yıl öğrencilik çok zevkliydi, arkadaşlarla bayağı eğleniyorduk (İstanbul bu konuda çok geniş imkânlara sahip). Her iki dönemden ikişer ders kalmıştı ama olsun, ilk senenin günahı olmaz dedik. Meğer olurmuş.
İkinci yılın başında maddi sıkıntılar yüzünden çalışmak zorunda kaldım. Bulduğum ilk iş, gece ve gündüz üniversiteden arta kalan zamanımın tamamını istiyordu. Dolayısıyla ancak devamsızlıktan kalmayacak kadar derslere girebildim.
Üçüncü sınıfın sonuna doğru biriken derslerin ve mezun olanlardan fizik öğretmeni olabilenlerin sayısına bakarak okulu bırakmayı ciddi ciddi düşünmeye başlamıştım. Allahtan çevremde aklı başında çok insan vardı da beni vazgeçirdiler. Neticede biraz uzatmakla beraber okulu bitirdim. Bu sürede birçok işe girip çıktım, paha biçilmez tecrübeler edindim.
Şimdi dönüp bakıyorum da eğer baştan itibaren zamanı iyi değerlendirip, ilk günden itibaren derslerime günü gününe asılsaydım okulu bırakmayı düşünecek kadar sıkılmazdım, sınav haftası uykusuzluktan hasta olmazdım, belki okulu da uzatmazdım.
Günü gününe çalışma alışkanlığı ilköğretimde, en geç lisede mutlaka kazanılmış olması gereken bir alışkanlık. Günlük çalışmadan liseyi bitirebilirsiniz, üniversiteyi bile kazanabilirsiniz ama üniversitede başarılı olmanız maalesef mümkün değil, çünkü üniversitede başarının yükü %90 oranında öğrencinin omzunda. Öğretmenin tek sorumluluğu dersini anlatmış olmak, onu da iyi yapmak zorunda bile değil.
Büyükşehirde öğrenci olmak en başta muazzam bir hayat tecrübesi olması açısından iyi. Sonra tahsilinizle ilgili her türlü kaynağa ulaşmak çok kolay, aynı bilgiyi alabileceğiniz alternatif yerler de var. Okulunuz bitmeden özel sektörde iş bulma imkânınız da var.
Ailenizin maddi durumu iyi değilse büyükşehirlerde hayatın pahalı olması büyük bir sorun. Arkadaş çevresi ve eğlence yerlerinin çokluğu da tahsilinizi olumsuz etkileyebilir (gerçi insan iradesi diye bir şey var).
Sonuçta yaşadıklarımdan memnunum, pürüzsüz-sorunsuz bir öğrencilik hayatım olsaydı öğrencilerime anlatacak, tavsiye edecek bir şeyim de olmazdı sanıyorum.

  • Üniversitenizi kazanmak için neler yaptınız? Sizce başarıya nasıl ulaşılır? Öğrencilerinize neler önerirsiniz?

Açıkçası üniversiteyi kazanmak için çok anormal bir çalışma yapmadım. Okuldaki sınavlarıma iyi çalışıyordum, kimya hariç tüm derslerden oldukça başarılıydım. Özellikle fizik dersini çok severek takip ettim, tabii bunda sevgili fizik hocamızın büyük payı vardı. (Kimya dersindeki başarısızlığımda da kimya öğretmenimin payı büyüktü) Öğrenci olduğum sürece çarpım tablosu dâhil hiçbir şeyi EZBERLEMEDİM, böylece lisenin başlarında öğrendiklerimi binlerce kez tekrarlamamış olmama rağmen üniversite sınavında hala hatırlıyordum. Bunların dışında lise sonda bir sene de dershaneye gittim, orada da test tekniği ile ilgili detayları öğrendim. Çok kitap okuyup okumamı hızlandırdığım için sınavda zamanla ilgili bir sorun yaşamadım.
Ben sınava girdiğim sene hala iki basamaklı sınav uygulanıyordu. Tercihler ilk sınavdan sonra yapılıyordu, ancak yerleştirme ikinci sınavın puanına göre oluyordu. Dolayısıyla biz tercihlerimizi körlemesine yaptık. O yüzden de çok geniş bir aralıkta tercih yapmıştım. Sonuçta tıptan başlayıp, mühendisliklerden geçip, öğretmenliklere varan enteresan bir tercih listesi oluştu. Nihayet son tercihim olan bölüme yerleştim.
Şimdi dönüp bakıyorum da aslında çok da doğru-düzgün olmayan bir süreç yaşamışım. Şimdiki aklım olsa neler yapacağımı yazarak size çok güzel rehberlik edebilirim herhalde:
Her şeyden önce hedef(ler)imi son derece teknik bir çalışmayla kesin olarak belirlerdim. Öncelikle ne olmak istediğinizi düşünün, (hep söylendiği gibi) on yıl sonra kendinizi nerede hayal ediyorsunuz? Sonra mesleki eğilim belirleme gibi testlerle bunu onaylayabilir veya bazı hedefleri eleyebilirsiniz. Sonra kalan mesleklerle ilgili araştırma yapmalısınız. Bunun için de o meslekleri yapan insanlarla ve o mesleği yapmak için okuyan insanlarla görüşün. (Mesela bana okurken sorulsaydı Fizik Öğretmenliği Bölümü’nü kesinlikle önermezdim ama okul bitip mesleğe başladıktan sonra görüyorum ki onca sıkıntıya değmiş, iyi ki bırakmaya falan kalkmamışım.) Sonuçta kalan az sayıda meslek, benim üniversite sınavına çalışma sebebim olurdu.
Her gün mutlaka belli bir plan dahilinde derslerimi tekrarlayıp, kısa zamanda bu çalışmaları en verimli hale getirmenin bir yolunu bulurdum. Muhtemelen her gün, o günkü dersleri ders başına 15 – 20 dakika tekrar edip, test kitaplarından biraz soru çözmek yeterli olurdu. Bu tekrarları haftalık ve aylık olarak da organize ederek durumumu sürekli takip ederdim.
Öğretmenlerimden azami verimle faydalanmaya çalışırdım, onları çok iyi takip etmekle kalmazdım, öğrenmede eksiklerimi en iyi şekilde giderebilmek için onları sorularımla yönlendirirdim.
Hepsinden önemlisi asla “daha çoook var” demezdim. Çünkü zaman sandığınızdan çoook daha hızlı geçiyor.
Bu maddeler daha uzatılabilir tabii ama ÖSS yi geçip de üniversiteye başladıktan bir süre sonra göreceksiniz ki ÖSS den sonra girecekleriniz arasında en kolay olan sınav ÖSS.

  • Neden fizik bölümünü seçtiniz? Çocukluk hayallerinizde öğretmenlik var mıydı?

Aslında bu soruyu az önce kısmen cevapladım sanıyorum. Çocukluk hayallerimde (aslında benden çok babamın hayallerinde) doktor olmak vardı. Ama iyi ki olmamış, şimdi görüyorum ki doktorluk kesinlikle bana uygun bir meslek değilmiş.
Meslek seçimine en güzel örnek bence ressamlıktır. Allah vergisi yeteneği sayesinde bir ressam resimlerini yapar, bunu yaparken de bu resimlerin maddi olarak bir değeri olup olmayacağını düşünmez. Ben de neredeyse aynı içgüdüyle öğretiyorum, her zaman, her yerde, herkese bir şeyler öğretebilirim. Buna bakarak doğru mesleği seçmiş olduğumu söyleyebilirim. Siz de hedeflerinizi seçerken hangi işi bu şekilde yapabileceğinizi düşünün.

  • Öğretmenlik hakkındaki düşünceleriniz neler? (Öğretmenliği seçtiğiniz için memnun musunuz?) Olumlu ve olumsuz yönleri nelerdir? Hiç “Keşke bu mesleği seçmeseydim” dediğiniz oldu mu? Öğrencilerinize öğretmenlik mesleğini önerir misiniz? Öğretmenlik sizce nedir? Nasıl olmalıdır?

2002 den beri bu işi yapıyorum. Öğretmen olduğum için hiç pişman olmadım. Hatta az önce de belirttiğim gibi başka bir mesleği bu kadar memnuniyetle yapabileceğimi sanmıyorum.
Bir mesleğin bir topluluğa önerilmesinin mümkün olduğunu zannetmiyorum, bu kişiye özel bir şeydir. Ancak “kesinlikle öğretmen olmalısın” veya “öğretmen olursan kendini de öğrencilerini de mutsuz edersin” dediğim öğrencilerim elbette oluyor.
Öğretmenliğin en olumlu yanı hep genç insanların arasında olduğumuz, ruhunuzun ritmini hep onlarınkiyle bir tutmak zorunda kaldığımız için hiç yaşlanmamak.
Bununla beraber, bir öğrencinizin sizden bir şeyler öğrendiğini ve bu öğrendikleriyle hayatını değiştirdiğini görmek tarifsiz bir mutluluk.
Bu mutluluğun çok az yaşanabiliyor olması öğretmenliğin olumsuz bir yanı. Özellikle fizik gibi önyargıyla yaklaşılan derslerin öğretmenleri için bu geçerli. Bir öğrencim zayıf not aldığında ben kendimi yenik hissediyorum.
Çalışma saatlerinin nispeten az olması öğretmenliğin çok büyük bir avantajıymış gibi görünüyor ama emin olun aşırı yorucu ve okuldan çıkmakla bitmeyen bir iş. (Pazar akşam saat 21:00 ve ben çalışıyorum)

  • Kendinizi bir öğretmen olarak eleştirebiliyor musunuz?

İnsanın kendine eleştiri yapabilecek kadar dışarıdan bakması zor bir şey, bunun için çaba sarf ediyorum. Daha da önemlisi, öğrencilerimin gerçekten gerektiğinde beni eleştirebilecek kadar rahat olmalarını sağlamaya çalışıyorum. Sonuçta yaptığım işin onlara faydası olması gerekiyor. Olmadığında bunu söylemeliler ki ben de tedbir alayım.

  • Hayatınızda yaşadığınız en büyük mutluluk neydi?

Tabii ki 1 Aralık günü hemşirenin bebeğimiz Bilge’yi kucağıma verdiği ve eşimin durumunun iyi olduğunu söylediği an hayatımın en mutlu anıydı.

  • Hayatınızda hiç mesleki hayal kırıklığına uğradınız mı?

Bence öğretmenlere mesleki hayal kırıklığı ile baş edebilmek için ayrıca bir kurs verilmeli, çünkü başarısız olan her öğrencimle birlikte hayatımda hep hayal kırıklığına uğradım. En büyüğü hangisiydi diye sorarsanız, 2003 senesinde altmış kişilik bir lise bir sınıfının elli dokuzunun sınav sonuçlarına göre başarısız olmasıydı. Sözlü notuyla notlarını yükseltip en yüksek olan on kişiyi geçirmiştim ama o sınıfta bir dönem boşa uğraşmış olmak düşüncesi çok iç karartıcıydı.

  • Mesleğinizde yaşadığınız en büyük mutluluk neydi?

Hala görüştüğümüz bazı öğrenci arkadaşlarımın başarılarını anlatıp, bu başarıdaki payımdan dolayı teşekkür etmeleri benim için en büyük mutluluk.

  • Baba olmak hayatınızda neler değiştirdi? Sizce baba olmak ne anlama geliyor?

Artık hayatımda eşimden ve mesleğimden daha fazla kendimi adamam gereken bir şey var.
Bence baba olmak, Allahın bana o bebeği vermiş olması değil, beni o bebeğim babası olarak takdir etmiş olması, yani beni ona vermiş olması anlamına geliyor. Bu da çok büyük bir sorumluluk demek, ölümden korkmak demek, hepsinden çok da uykusuz geceler demek .

  • Fizik, öğrencilerin en çok zorlandığı derslerden biri, öğrencilerinize fiziği sevdirmek için neler önerirsiniz?

Aslında fiziği sevmek için benim öğrencim olunması yeterli ama olmayanlar veya hala sevemeyenler için birkaç tavsiyede bulunayım.
Her şeyden önce öğrenim hayatınız boyunca size fizikle ilgili iki büyük yalan söyleniyor:
1. Fizik dersi çok zordur.
2. Fizik öğrenmek için birtakım formülleri ezberlemek yeterlidir.
Aslında bu maddeleri birbirine bağlarsanız yalan yok, gerçekten de birtakım formülleri ezberleyerek fizik öğrenmeye çalışan birisi için fizik öğrenmek kadar zor bir şey daha yoktur.
Ama bu iki büyük yalana inanmazsanız işiniz kolaylaşır. Çünkü bizim dersimiz tamamen bir mantık zinciridir. Tüm yapmanız gereken sürekliliği bozmamak, arada boşluklar oluşmasına izin vermemek.
Bir de fizik için çok muazzam bir matematik bilgisine ihtiyaç olduğunu söylerler ki bu da tam olarak doğru değil. Asıl sorun ilköğretim okullarında nedense bir türlü etkin bir matematik eğitimi verilemiyor olması. Şimdiye kadar dersine girdiğim lise 2 fen sınıflarının hiçbirinde çemberin çevresini 2-3 kişiden fazla bilen olmaması da bunu ispatlar sanıyorum.
Fizik dersini sadece ÖSS başarısı için öğrenmeye çalışıyorsanız da fiziği sevemezsiniz, çünkü “fizik öğrenmek insanı daha akıllı yapar”. Amacı daha akıllı olmak olanlar fiziği severek öğrenirler ve amaçlarına da ulaşırlar (bunu çok yaşadık) böylece ÖSS yi de istedikleri gibi aşarlar.
Son bir tavsiye de; öğrendiğimiz fizik kanunlarının hikâyelerini ve teknolojide ne işe yaradıklarını öğrenmeye çalışın, onları bulan bilim adamlarının yaşam öykülerini okuyun. Bu konuda Bilim Teknik Dergisi, TÜBİTAK yayınları ve web sitesi hem çok ucuz hem de faydalı kaynaklardır.

  • Bize öğrencilik hayatınızda unutamadığınız bir anınızı anlatır mısınız?

Laboratuarlardaki antika deney malzemeleri yüzünden yaptığımız hiçbir deneyin sonucu olması gerektiği gibi çıkmazdı. Biz de ya raporumuzu olması gereken değerden geri gelerek yazardık veya enteresan laf oyunlarıyla aradaki farkın sebebini açıklamaya çalışırdık. Bir gün optik laboratuarında camın sınır açısını tam 42o hesaplamıştık ve üç kişi timsah yürüyüşü yapmıştık (o zaman pek popülerdi). Öyle isabetli bir sonuç başka hiçbir deneyden çıkmadı.

  • Bir de öğretmenlik hayatınızda geçen bir anınızı rica edelim.

Çok anım var ama ilk anda aklıma gelen Ümraniye’de görev yaptığım okulda, Sefa isimli haylaz öğrencinin Ramazanda iftar vaktini sınıfta ezan okuyarak duyurması oldu.

  • Hayatınız boyunca unutamadığınız bir sınıfınız veya öğrenciniz oldu mu? Onları farklı kılan neydi?

Geçen yıl sınıf öğretmeni olduğum sınıfta İpek adında engelli bir öğrenci vardı. Ellerini ve ayaklarını kullanamamasına rağmen, hayatla barışık, tüm derslerini takip eden, hepsinde de çok başarılı (fizikten hakkıyla 100 almıştı) bir kızdı. Kendine Stephen Hawking’i örnek alıyor ve bilim insanı olmak istiyordu. Sadece İpeği değil, Onu her gün okula “taşıyan” annesini ve ilkokul birinci sınıftan beri onunla aynı sırada oturup, ona kitabını tutan, onun yerine defterini yazan, gün içinde yapılması gereken bakımlarını yapan arkadaşı Aslı’yı da hayatım boyu unutmayacağım. Bana sevginin engel tanımadığını bir kez daha gösterdiler.

  • Peki, sizin üzerinizde çok emeği olan, hala unutamadığınız bir öğretmeniniz var mı?

Lisedeki öğretmenlerimden resim ve fizik öğretmenlerimi hiç unutamam. Resim öğretmenimle üniversitedeyken tekrar görüştük hatta fotoğraf çektirdik ama fizik öğretmenim Sema Alper’i ne kadar aradıysam bulamadım. Tabii ki ilk ve en değerli öğretmenlerim annem ve babam, hayatın çoğunu onlardan öğrendim.

  • Bana zaman ayırdığınız için teşekkür ederim, son olarak on beş yıl sonra kendinizi nerede gördüğünüzü bize betimleyebilir misiniz?

Öğretmenlik yapmayı o kadar çok seviyorum ki kendimi hayatımın sonuna kadar sınıftan başka bir yerde betimleyemiyorum. Ama fazla detaya girmek çok yanlış olur çünkü on beş yıl önce kendimi Bartın Lisesi’nde düşünemiyordum.
Güzel sorularınız için ben teşekkür ederim.

Yorumlar (2)
  • Yrd.Doç.Dr.Hasan HACIFAZLIOĞLU  - Gerçekten Çok Başarılı Bir Site

    Sayın Hocam öncelikle bizlere böylesine bilimle dolu bir siteyi kazandırdığınız için çok teşekkür ederim. Öyle ki, cevabını bulamadığım bazı soruları web'de araştırma yaparken sizin sitenizde buldum. Şahsen bazı konularda sitenizin çok faydasını gördüm. Hazırlamış olduğunuz PowerPoint'ler gerçekten çok başarılı, anlaşılır, bilimsel ve dolu-dolu. Öğrencileriniz çok şanslı diye düşünüyor, başarılarınızın devamını diliyorum...

    Saygılarımla...

  • Mete  - Çok Teşekkür Ederim

    Sayın Hocam, ziyaretinizden dolayı onur duydum, azıcık faydalı olabildiysem ne mutlu, çok teşekkür ederim.

    Saygılar...

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir!

               İnteraktif periyodik tablo         Giveaway of the Day          Doğa için çal!

 

 

Online birim çevirme - Bizim essiz birim çevirme aracimizi ücretsiz kullanin

 

Usta Bilgisayar&Elektronik                     Satirize and criticize politics/actual happenings!..

© 2018 - MeteFizik
   
| Cuma, 19. Ekim 2018 || Designed by: LernVid.com |