Danıştay'dan YÖK kararına durdurma

PDFYazdıre-Posta

A.A 25 Kasım 2009 
Hürriyet Gazetesi


Danıştay 8. Dairesi, YÖK'ün üniversiteye girişte katsayı farkını kaldıran kararının yürütmesini oy birliği ile durdurdu.

İstanbul Barosu Başkanlığı, Yükseköğretim Genel Kurulunun (YÖK)  yükseköğretime girişte katsayı puanı uygulamasının kaldırılmasına ilişkin 21  Temmuz 2009 tarihli kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle  Danıştay'da dava açmıştı.

Danıştay 8. Dairesi, YÖK'ün kararının yürütmesini oy birliğiyle  durdurdu.

Dairenin kararında, milli eğitim sisteminin yönlendirmeye ilişkin  kuralları ile 2547 sayılı Yasanın 45. maddesinde yer alan kurallar yürürlükte ve  uygulanıyor iken, bu kuralların uygulanmasını bertaraf edecek şekilde alınan dava  konusu kararın, eğitim sisteminin örgütleniş biçimindeki bütünlüğü bozacak  nitelik taşıdığı ve uygulamada karşılaşılan sorunların giderilmesi amacının  dışına çıkıldığının görüldüğü vurgulandı.

Kararda, “Bu durumda, dava konusu kararın 3, 4. ve 5. maddelerinin,  dayanağı yasa hükümlerine aykırı olduğu gibi eğitim sisteminin, hukuka uygun  oldukları istikrar kazanmış yargı kararları ile de ortaya konulmuş olan amaç ve  ilkelerine, hukuka ve hakkaniyete uygun değildir. Dava konusu kararın uygulanması  halinde telafisi güç ve imkansız zararlar oluşacağı da açıktır” denildi.

Davalı YÖK'ün bu karara itiraz hakkı bulunuyor. İtirazı, Danıştay İdari  Dava Daireleri Kurulu görüşecek.

Danıştay 8. Dairesi'nin,  YÖK'ün üniversiteye girişte katsayı farkını kaldıran kararının yürütmesini oy  birliği ile durdurulmasına ilişkin kararının gerekçesinde, herkese eşit bir  katsayı uygulamasıyla, farklı hukuki statüdeki öğrencilerin aynı konumda  değerlendirilmesi sonucu anayasal eşitlik kuralı ile çelişkili bir durum  yaratıldığı, bu uygulamanın, hukuksal statüsü farklı olanları eşit koşullara tabi  kılarak hak kaybı ve ihlaline sebep olacağı belirtildi.
İstanbul Barosu Başkanlığı, Yükseköğretim Genel Kurulunun (YÖK)  yükseköğretime girişte katsayı puanı uygulamasının kaldırılmasına ilişkin 21  Temmuz 2009 tarihli kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle  Danıştay'da dava açmıştı.

Danıştay 8. Dairesi, YÖK'ün kararının yürütmesini oy birliğiyle  durdurdu.

Dairenin kararında, YÖK kararının 3. maddesinde, yerleştirme puanlarınınhesaplanmasında  AOBP'nın 0,15 katsayı ile çarpılacağı, 4. maddesinde, adaylardanöğretmen lisesi veya meslek lisesi mezunu olanların kendi alanlarındaki  programları tercih etmeleri halinde AOBP'nın 0,06 ek katsayı ile çarpımı  sonucunda bulunan değerin, 3. maddeye göre hesaplanan yerleştirme puanına  ekleneceği, 5. maddesinde de, meslek lisesi mezunu adayların ek puanla  girebildikleri kendi alanlarındaki her program için bir (LYS) puanı türünün yanı  sıra bir de (YGS) puan türü belirleneceği, meslek lisesi mezunu olup olmadığına  bakılmaksızın adayların bu programlara yerleştirilmesinde bu iki türden puanların  büyük olanının esas alınacağı düzenlenerek yeni katsayı ve hesaplama  yöntemlerinin kabul edildiği hatırlatıldı.

Anayasa'nın “Eğitim ve Öğrenim Hakkı ve Ödevi” başlıklı 42. maddesinde,  kimsenin eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamayacağı, öğrenim hakkının  kapsamının kanunla tespit edilip düzenleneceğinin kurala bağlandığı, bu madde ile  eğitim ve öğretimin genelliği ilkesinin benimsendiği, birey açısından bir hak,  Devletin de asli görevi olduğunun belirlendiği kaydedildi.

Milli Eğitim Temel Yasası'nda, milli eğitim sisteminin genel ve özel  amacı ile temel ilkelerinin belirlendiği, genel yapısının bu amaç ve ilkeler  çerçevesinde oluşturulduğu vurgulanan kararda, 2547 sayılı Yükseköğretim  Yasası'nın 45. maddesinde de ilköğretimini tamamlayan ve ortaöğretime girmeye hak  kazanmış her öğrencinin, ortaöğretime devam etmek ve ortaöğretim imkanlarından  ilgi, eğilim ve yetenekleri ölçüsünde yararlanmak hakkına sahip olduğunun  belirtildiği ifade edildi.

Aynı yasanın, “Yükseköğretime Geçiş” başlıklı 31. maddesinde, “Lise  veya dengi okulları bitirenler, yükseköğretim kurumlarına girmek için aday olmaya  hak kazanır. Hangi yükseköğretim kurumlarına, hangi programları bitirenlerin  nasıl girecekleri, giriş şartları Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği yapılarak  Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilir” kuralına yer verildiği  hatırlatılan kararda, Milli Eğitim Temel Yasası'nda yer alan kuralların anlamı,  amacı ve kapsamının anlaşılabilmesi için genel gerekçesinin irdelenmesi ve  değerlendirilmesi gerektiğine işaret edildi.

“MESLEK LİSELERİ ARA İNSAN GÜCÜ YETİŞTİRMEK İÇİN”

Yasanın genel gerekçesine yer verilen kararda, şunlar kaydedildi:
“Milli eğitim sistemimiz, örgün eğitimde, yönlendirme esasına dayalı  kademeli geçişi öngören bir modelle örgütlenmiş olup, bu örgütlenme şekli  eğitimin amacı ve temel ilkelerinin doğal bir sonucudur. Bu düzenlemeler ve  örgütlenme şekli ile eğitim ve öğretim hakkının doğru ve etkin kullanımı  hedeflenmiş, öncelikler belirlenmiştir. Eğitim ve öğretim hakkının herkese fırsat  ve imkan eşitliği dahilinde sunulabilmesi için ilgi, yetenek ve eğilimleri farklı  olan bireylerin bu özelliklerine en uygun eğitim kurumlarına yönlendirilmesi  amaçlanmıştır. Bireyler için güdülen bu amacın gerçekleştirilmesi ekonomik,  kültürel ve sosyal beklenti ve ihtiyaçlardan bağımsız düşünülmemiştir. Bunun  nedeni bireylerin kendi özelliklerine en uygun eğitim-öğretim kurumuna  yönlendirilmesinin bireysel olduğu kadar toplumsal kazanım ve sonuçlarının  bulunmasıdır.

Eğitim sistemimize yasa kurallarıyla kazandırılmış olan bu işleyiş şekli  aynı hukuksal statüde olanlar arasında eşitlik sağlanması prensibinden hareket  etmektedir.

Milli Eğitim Temel Yasası ile yeniden yapılandırılan eğitim sistemimizde,  genel liselerle meslek liselerinin uygulanan program ve amaçları yönünden sahip  oldukları farklılıklar gözetilerek, özellikle mesleki eğitimin milli eğitim  sistemindeki yerinin ve işlerliğinin artırılmasını hedefleyen eğitim politikası  doğrultusunda, ülkenin gelişen ve değişen ekonomik ve toplumsal gereksinimlerinin  karşılanması için eğitim düzeyinin yükseltilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda,  meslek liselerinde uygulanan eğitim-öğretim programı öncelikle belirli mesleklere  yönelik ara insan gücü yetiştirecek şekilde düzenlenmiştir. Genel liseler  açısından ise böyle bir durum söz konusu değildir.”

Yasanın genel gerekçesi ile ortaöğretimin amaç ve görevlerini belirleyen  28/2 maddesi ve “Yükseköğretime Geçiş” başlıklı 31. maddesi birlikte  değerlendirildiğinde, ortaöğretim kurumlarının farklılaşan eğitim öğretim  programlarının ilgilisine getirisinin ne olduğunun belirginlik kazandığı ifade  edilen kararda, “Yasada, ortaöğretim kurumlarının, öğrencileri yükseköğretime  veya hem mesleğe hem de yükseköğretime hazırlayacağı kuralına yer verilmekle bu  farklılaşmanın ilgilisine yönelik sonuçları ortaya konulmuştur. Böylece kuruluş  amaçları doğrultusunda oluşturulan eğitim-öğretim programları ile genel liseler  yükseköğretime, meslek liseleri hem mesleğe hem de yükseköğretime hazırlayan  öğretim kurumları olarak eğitim sistemimizde yerini almış bulunmaktadır”  denildi.

“YÜKSEKÖĞRETİMİN, ORTAÖĞRETİMDE SEÇİLEN ALANA UYGUN OLMASI GEREKİR”

Yasa maddesinde, yükseköğretimden yararlanma hakkını belirleyen kural ile  28/2. maddesinde yer alan kuralın paralel bir düzenlemeyi içerdiği ifade edilen  kararda, şu tespitler yapıldı:
“Öğrencilerin eğitimlerinin son basamağını oluşturan yükseköğretimden  yararlanma hakkını elde ettiklerinde seçecekleri yükseköğretim kurumunun da  sistemin bütünlüğü ve devamlılığını bozmayacak şekilde ortaöğretimde seçtikleri  alana uygun olması gerekliliği yasanın öngörüsüdür.
Eğitim ve öğretimin her kademesinden bir bütün olarak yararlanma hakkının  doğru ve etkin kullanımı için Yasada belirlenen Milli eğitimin temel ilke ve  hedeflerine uygun olarak ilköğretimden başlayarak ortaöğretimde de devam edecek  şekilde öngörülen alanlara ilişkin yöneltme, Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim  Kurumları Sınıf Geçme ve Sınav Yönetmeliğinde düzenlenmiş, bu seçimin olası  yanılgıları da Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Öğrenci Nakil ve  Geçiş Yönergeleri ile ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır. Böylece sistem,  öğrencilerin kendilerine en uygun eğitim öğretim kurumundan yararlanması amacıyla  kendi içinde her türlü çözümü üretmektedir.

Bu nedenle, ortaöğretim kurumlarının belirlenen niteliği ve bu  kurumlardan yararlanma hakkının kullanımı için öngörülen düzenleme ile ulaşılan  sonuçta ilgililerin hukuksal statüleri birbirinden farklı olmaktadır. Bir başka  anlatımla, fırsat ve imkan eşitliğinin ruhuna ve amacına uygun olarak yönlendirme  suretiyle kademelerden geçerek verilen haklardan eşit olarak yararlandırılmış  olan bireylerin, bu eğitim kurumları içinde seçtikleri okul ve alan nedeniyle  elde ettikleri hukuksal statünün farklı olması da kaçınılmazdır. “

FARKLI KATSAYI UYGULAMASININ İPTAL İSTEMİ REDDEDİLMİŞTİ

Dairenin kararında, 1999 yılından itibaren uygulamaya konulan sınav  sistemindeki farklı katsayı uygulaması kararına karşı açılan davaların, “bu  uygulama ile ortaöğretimde başarılı olan öğrencilerin ve eğitim kurumlarının  gerçekleştirdikleri düzeyin ayrı bir değerlendirme kapsamına alınarak  eşitsizliğin önlenmesi ve öğrencilerin kendi ilgi, bilgi ve yeteneklerine göre  yeni bir eğitim yaşamına geçirilmesi yoluna gidildiği, böylece öğrencilerin okul  ve alan seçimi sonucu oluşturdukları birikimlerinin farklı katsayılar uygulanmak  suretiyle adil bir değerlendirmeye tabi tutulmasının amaçlandığı” gerekçesi ile  Danıştay 8. Dairesi'ce reddedildiği ve bu kararların, Danıştay İdari Dava  Daireleri Kurulu tarafından da onandığı hatırlatıldı.

Böylece, genel veya meslek liselerinden oluşan ve öğretim sürecinin  ikinci kademesini oluşturan ortaöğretim kurumlarına başlama, devam etme ve  yükseköğretim kurumlarından yararlanma konusunda yargı kararlarıyla da istikrar  kazanmış bir sistemin yerleştirildiğine işaret edilen kararda, şöyle devam  edildi:
“Dava konusu kararın 3. maddesiyle, öğrencilerin öğrenim gördükleri okul  ve alanlara göre bir ayrıma gidilmeyerek sınav puanının belirlenmesinde herkese  eşit bir katsayı uygulaması öngörülmüş olmakla, farklı hukuki statüdeki  öğrencilerin aynı konumda değerlendirilmesi sonucu anayasal eşitlik kuralı ile  çelişkili bir durum yaratılmıştır. Bu uygulama hukuksal statüsü farklı olanları  eşit koşullara tabi kılarak hak kaybı ve ihlaline sebep olacaktır.
Dava konusu kararın 4. maddesindeki düzenleme, 2547 sayılı Yasa'nın 45.  maddesinde yer alan kuraldan kaynaklanmakta olduğundan, şimdiye kadar uygulamanın  bu şekilde devam ettirilmesine karşın, bu madde ve kararın 5. maddesindeki  puanlama sistemi, 3. maddeye dayandırılmış olduğundan, hukuki geçerliliğinden söz  etmeye olanak yoktur.”

MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİMİN ÖZENDİRİLMESİ

Davalı YÖK'ün, “mesleki ve teknik liselerden mezun olan öğrencilerin  yükseköğretime yerleştirilememe kaygılarının azaltılması ve mesleki ve teknik  liseleri tercih edilebilir hale getirme amacıyla bu kararın alındığını” ileri  sürdüğü belirtilen kararda, şu ifadelere yer verildi:
“Kendi alanında bir yükseköğretime yönelen mesleki ve teknik lise  mezunlarına önceki uygulama ile ek puan verildiğinden, katsayı uygulaması  bakımından giderilmesi gereken bir hukuka aykırılıktan söz etme olanağı  bulunmamaktadır. Meslek liselerinin kuruluş amacı ve milli eğitim sisteminin  örgütleniş ve işleyiş şekli dikkate alındığında bu okullarda verilen eğitimin  öncelikli hedefi, ilgilileri bir meslek sahibi yapmaya yönelik olup, devam etmek  istedikleri yükseköğretim kurumlarının da yöneldikleri eğitime uygun olması  gerekmektedir. Bu nedenle mesleki eğitimin özendirilmesi ile katsayı  uygulamasının kaldırılması arasında mutlak anlamda bir sebep sonuç ilişkisinin  varlığından söz edilmesi mümkün değildir. Mesleki ve teknik eğitimin  özendirilmesinin, eğitim kalitesinin arttırılmasına, ülkenin istihdam  politikasına, ekonomik, sosyal ve kültürel beklentilerine göre bu okullardaki  eğitimin yeniden yapılandırılması gibi başka kriterlerle sağlanabileceği  açıktır.

Kaldı ki kendi alanında bir yükseköğretime yönelen mesleki ve teknik lise  mezunlarına öğretimlerine devam etmelerini kolaylaştıran ek puan uygulamasından  başka uygulamalar da mevcuttur. 2547 sayılı Yasanın 45. maddesiyle meslek yüksek  okullarına sınavsız geçiş hakkı verilmesi de bu amaca yöneliktir.”

Danıştay 8. Dairesinin kararında, davalı idarenin, “Sekizinci Beş Yıllık  Kalkınma Planında yer alan ilkelerin dava konusu kararla hayata geçirildiği”  savunmasını yaptığı da ifade edilerek, “Kalkınma planlarında tespit edilen  hedeflerin, ilgili alanı düzenleyen mevzuatı oluşturan ilkelerle çelişmemesi  gerekir. Bu bakımdan dava konusu kararın da eğitim sisteminin öngördüğü diğer  ilkelerle çelişmemesi, sistemin uyumunu ve bütünlüğünü bozmaması, eğitim-öğretim  hakkından yararlanma koşullarını ihlal etmemesi gerekir. Yani, milli eğitim  alanındaki bir ilkenin hayata geçirilmesi için yapılan düzenleme, milli eğitimin  temel ilkelerinin etkisiz kalmasına sebep olmamalıdır” denildi.

Etiketler:
Yorumlar (0)
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir!

               İnteraktif periyodik tablo         Giveaway of the Day          Doğa için çal!

 

 

Online birim çevirme - Bizim essiz birim çevirme aracimizi ücretsiz kullanin

 

Usta Bilgisayar&Elektronik                     Satirize and criticize politics/actual happenings!..

© 2017 - MeteFizik
   
| Cumartesi, 18. Kasım 2017 || Designed by: LernVid.com |